İstanbul Gelişim Üniversitesi SATMER’de Kant ve Oyun Mekânı Üzerine Çarpıcı Sergi
İstanbul Gelişim Üniversitesi Sanat ve Tasarım Uygulama ve Araştırma Merkezi (SATMER)
tarafından düzenlenen SATMER Sanat Etkinlikleri kapsamında, animasyon sanatçısı ve
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Doktor Öğretim Üyesi Volkan Davut Mengi’nin
kişisel sergisi sanatseverlerle buluştu.
12 Şubat 2025 tarihinde saat 14.00’te gerçekleştirilen açılış törenine, İstanbul Gelişim
Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükran Güzin Alıcak Aydınalp,
SATMER Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Günay, çok sayıda akademisyen ve öğrenci
katıldı. Yoğun ilgi gören sergide sanatçının 20 eseri izleyiciyle buluştu.
Açılış Konuşması Küratörden
Sergi, küratör Öğretim Görevlisi Ömer Faruk Söyler’in açılış konuşmasıyla başladı. Söyler,
sanatçının akademik ve sanatsal geçmişine değinerek Volkan Davut Mengi’nin
disiplinlerarası üretim pratiğine dikkat çekti.
Küratör konuşmasında, sanatçının 1987 İstanbul doğumlu olduğunu, lisans eğitimini
İngiltere’de University for the Creative Arts’ta Graphic Design: Visual Communications
alanında tamamladığını, yüksek lisansını London Metropolitan University’de Digital Film and
Animation bölümünde yaptığını aktardı. Mengi’nin Sir John Cass School of Art, Media &
Design’da gitar yapımı üzerine eğitim aldığını; İspanya ve Polonya’da animasyon atölyeleri
düzenlediğini; Macar devlet bursuyla Hungarian University of Fine Arts’ta bilgisayar oyunları
üzerine doktorasını tamamladığını ifade etti. Almanya, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, İngiltere
ve Macaristan’da sergilere katılan sanatçının halen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
İletişim Fakültesi Çizgi Film ve Animasyon Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yaptığını
belirtti.
“Uzay Deneyimden Önce mi Vardır?”
Ardından söz alan sanatçı Volkan Davut Mengi, sergisinin kavramsal çerçevesini izleyicilerle
paylaştı. “Video Oyunları ve Kant’ın Saf Mekân Kuramı” başlıklı projesinde, Immanuel
Kant’ın Saf Aklın Eleştirisi’nde ortaya koyduğu “saf mekân” anlayışını video oyunları
üzerinden yeniden düşündüğünü ifade etti.
Sanatçı konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Kant’a göre uzay, deneyimden türeyen bir şey değil; deneyimin önkoşulu olan apriori bir
formdur. Ben de bu projede video oyunlarının estetik ve anlatısal katmanlarını geri çekerek
geriye yalnızca geometrik iskeleti bırakmayı amaçladım. Renk, doku, hikâye ve etkileşim gibi
ampirik unsurlar ortadan kalktığında, oyunun altında yatan saf uzamsal yapı görünür hâle
geliyor.”
Mengi, video oyunlarını oynanabilirlikten soyutlayarak izleyiciyi şu soruyla baş başa
bıraktığını belirtti:
“Uzay deneyimden önce mi vardır, yoksa deneyim uzayı mı biçimlendirir?”
Sanatçıya göre sergide yer alan 50x70 cm ölçülerinde, yatay ve çerçeveli 20 dijital baskı; 3D
modelleme ve render tekniklerinden üretken yapay zekâ uygulamalarına, inpainting ve
outpainting’den matte painting ve dijital post-prodüksiyona kadar geniş bir teknik yelpazeyi
içeriyor. Bu çok katmanlı üretim süreci, Kantçı apriori mekân fikrini çağdaş dijital sanat
pratikleriyle buluşturuyor.
Felsefe, Oyun ve Dijital Estetik
Sergi, video oyunlarını yalnızca eğlence aracı olarak değil; felsefi, estetik ve ontolojik bir
tartışma zemini olarak ele alması bakımından dikkat çekiyor. Kant’ın “saf mekân” kavramını
çağdaş dijital üretim teknikleriyle yeniden yorumlayan proje, izleyiciyi hem oyun mekaniğini
hem de algının temel koşullarını sorgulamaya davet ediyor.
SATMER kapsamında düzenlenen sergi, sanat ve akademiyi buluşturan yapısıyla üniversite
bünyesinde disiplinlerarası üretimin güçlü bir örneğini sunuyor.